DOLAR 8,2829
EURO 9,7578
ALTIN 500,36
BIST 10,7812
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Karantina döneminde aile içi dinamiklerini güçlendirme

Karantina döneminde aile içi dinamiklerini güçlendirme
02.04.2020
71
A+
A-

Ülke olarak zor günler geçiriyoruz. Sokağa çıkma yasağı konmaması, belirli bir kesimin işine gitmek zorunda olması, belirli bir kesimin evinde kalması dengeleri alt üst etmiş durumda. Dengeden sözünü ettiğim ise kişilerin ruhsal dengesi… Kaygı seviyesi artıyor, belirsizlikler çoğalıyor, konu ile ilgili yeterli ve destekleyici açıklama yapan maalesef ki kimse yok. “Evinizde kalın, kendi karantinanızı oluşturun, sokağa çıkmayın “vb. dışında kişilerin ruhsal sağlıkları düşünülerek hareket edilen bir noktada değiliz maalesef. Ama bu salgına bir çare elbette ki olacak ancak kişilerin ruhsal sağlıklarını tedavi etmek oldukça uzun bir süreci kapsayacak. Belki de aktarılan travmalar olarak gelecek nesillere taşınacak. 

Ruh sağlığı çalışanları olarak elimizden gelen insanlara bu süreci en sağlıklı şekilde geçirebilmeleri doğrultusunda önerilerde bulunmak. Bunun mesleki bir görev olmasının dışında insani bir mesele olduğu düşüncesindeyim.

Bunun dışında birçok insan artık evlerinde. İşlerini evden devam ettiriyorlar, okullar tatil, acil bir durum olmadığı sürece herkes evinde…

Bu durumun yansıması da aile içinde ortaya çıkan çatışmalar, kavgalar, tahammülsüzlükler… Virüs salgının atlatan Çin ’de salgından sonra artan boşanma sayılarından söz ediliyor. Bunu salgınla ilişkilendirmek gerçekçi mi bu tartışılır ancak şu bir gerçek ki bu sürecin aile dinamiklerine zarar vermeden üstesinden gelebilmek önemli bir nokta.

Aile toplumu oluşturan en temel ve önemli yapı; aile içi dinamikleri ne kadar sağlıklı olursa toplumda o kadar sağlıklı olur, bunu biliyoruz. Peki bu yapının sağlıklı olması için ne yapıyoruz ? 

Özellikle bu süreçte…

Aileyi oluşturan her bir birey ayrı bir dünya; kişisel ve biricik süreçleri var. Bu yüzden aile ile çalışırken bu durumu görmezden gelmek mümkün değildir. Ülke olarak yaşanılan bu süreci aile dinamiklerinizi fark etmek, birbirinizi yeniden keşfetmek, anlamak ve hissetmek için fırsata çevirebilirsiniz.

Aileler birbirleri ile olan iletişimlerini kuvvetlendirebilecek, destekleyici neler yapabilirler; kavgaların, tartışmaların, boşanmaların artmaması için neler yapılmalıdır?

• İlk olarak bu sürecin geçici bir durum olduğunun bilincinde olalım.

• Tüm dünya kaygılı; bu yüzden aile içindeki kaygının, gerginliğin, stresin sebebinin kişisel olmadığının farkına varalım. 

• Yansıtılan kaygıyı bireyler kişiselleştirmesinler. Bu noktada birbirlerini anlamaya yönelik sorular sorsunlar: “Ne hissettiğini ne söylediğini ya da söylediklerinden, yaptıklarından kendilerinin ne anlam çıkarttıklarını…” konuşsunlar. Belki de uzun zamandır yapmadıkları şeyi yapsınlar, birbirlerini dinlemeye ve anlamaya çalışsınlar. Böylece “birbirlerini gerçekten doğru anlayabiliyorlar mı, iletişim kurabiliyorlar mı “fark etmiş olurlar.

• Birbirlerine karşı sakinliklerini korumaya çalışsınlar. Öfkelenme veya tartışma anında yıkıcı olmak yerine “Neden böyle davranmış olabilir” sorusunu akla getirsinler ve davranışın altındaki duyguyu anlamaya çalışsınlar.

• Ev içinde kendi özel alanlarını oluşturmaya çalışsınlar. Sevdikleri, yapmaktan keyif aldıkları hobilerini yapmaya çalışsınlar. Hatta birlikte yapmaktan keyif aldıkları etkinlikler yapsınlar. 

• Ortak paylaşım alanlarını genişletsinler; Film izlemek, birlikte yemek yapmak gibi…

• Eğer evde çocuk varsa, çocuklarının da yeni bir sürece adapte olmaya çalıştığını unutmasınlar. Onlar için de oldukça zorlayıcı ve kaygılı bir süreç. Hep beraber bir aile oyunu ve saati edinsinler. Bu oyun ve saat tamamen çocuğun seçtiği ve yönlendirdiği bir oyun olsun. Bu sayede çocuk, anne ve babası tarafından görüldüğünün, fark edildiğinin ve anlaşıldığının mesajını alır. Duygu ve düşüncelerinin kabul edildiğini fark eder, ebeveynine olan güveni artar, kaygısı azalır ve benlik saygısının gelişimi desteklenmiş olur… 

Bu etkinliklerin her biri aile dinamiğinizi güçlendirmeye yöneliktir. Unutmayın; birlikte geçirdiğiniz anlar özeldir, aile olmak özeldir ! Eğer kişiler üstesinden gelemedikleri bir sorunun içindeyseler muhakkak profesyonel bir destek alsınlar. Çünkü biliyoruz ki evlenmek, aile olmak, aile olmak için gösterilen karar verme süreci ve özen; yıkıcı olunmadan önce de aynı hassasiyeti içermelidir.

Uzman Klinik Psikolog Edagül Dursun

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.